19 Temmuz 2017 Çarşamba

🙏🏻Şükran

Sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak kişinin ruh halini doğrudan fazlasıyla etkiliyor. Her şeyi kalple yapmanın ne olduğunu siz de bilirsiniz, değil mi? Kalple düşünmek, kalple anlamak, kalple karar vermek, kalbin peşine takılmak... Bazen ben ufak bir taş olurum, kalbim de beni oradan oraya uçuran bir sapan olur. Bazen isabetsiz atışlar yapar saçma sapan kalbim; sert inişlerle, kazayla cam kırarım. En çok da ben kırılırım. Bazen de sapanımın lastiği neredeyse kopar. 

Bugün de uçan bir kuş olmuşken, kalbimin uçuran kanatları, sapanım kırıldı. Gökyüzünde yalnız bir kuş gibi göç etmenin anlamsızlaştığı ve konmayı dilediğim anlardan sonra yarın yine uçacağımı biliyorum. Bazen bir kuştan uçmasını değil sürünmesini isterler diye korkar, panik olur küçük kuş. Pusulasını kaybeder. Doğasında yok çünkü sürünmek; bir kuş öterek uçmayı bilir, başka ne bilsin!?.. Bundan mütevellit, kalbiyle yapamayacaklarından korkar. "Ya benim kalbimden geçmeyecekleri dilerlerse benden" diye kara kara düşünürken kanatları ağırlaşır, hali kalmaz. İşte bütün kuşların dileği yoldaşlarıyla birlikte mevsimler doğrultusunda özgürce uçabilmek, tüm taşların amacı, iyi isabet alabilen bir sapan ile uçmak, hatta fırlamaktır. Sizi sevenler sizi anlamayı gönülden ister ve özgürce uçuşlarınızı paylaşmaktan mutlu olurlar. Ve bir kuş ancak özgürce uçarak kendini gerçekleştirebilir. Uçuşlarımı zorlaştırmadan rehber olan, uçuşlarımızı özgürleştiren rehber kuşların varlığına şükürler olsun. 13.6.2017 💕🙏🏻

Read More

Nirodha

Ne yazık ki yaşam, en basitinden doğum, yaşlanmak, ölüm gibi acılarla doludur. Sevdiğinden uzak kalmak, istediğini alamamak acıdır. Acının kaynağı açgözlülük, nefret ve cahilliktir derler. İnsan daima arzular... Sahip olduklarına müteşekkir olamamak, sürekli sahip olamadıklarına ulaşma yolunda kaybolmak acıya sebep olur. İnsan ilişkilerimizde de beklentilerimizi düşük tutmak bizi acının kıyısından uzaklaştıracaktır. Daha çok kendimize yeterek, kendimizden uzaklaşmadan,  özveride bulunurken ve severken büyük beklentilere girmemeyi denemek daha acısız, güvenli bir sevginin temellerini kurar kalbimizde. Bazen kalbimizin isteklerini vermez yaşam. Belki daha çok ilgi, daha ince düşünceler, karşılık, anlayış bekleriz ama karşımızdaki kişi bunu düşünemez ya da anlayamaz bile çoğu zaman. Seçimlerimizin yanlış olduğunu düşünür, bunun yanında kabahati karşımızda ararız. Ama kendi penceremiz değişmedikçe büyük resimdeki gerçekleri göremeyiz. Israrla isteklerimizde kararlılığımızı sürdürürken, direten bir küçük çocuk buluruz içimizde. Kendi kalbimizin istekleri, olduramadıklarımız, hayalimize uymayanlar en acıtan parçamız oluverir. İhtiyacımızın bu olduğunu düşünürüz. Hayırlısı derler ya; bize ve evrene en hayırlısı neyse o olması yönünde olmalıdır dileklerimiz aslında. Her zaman dönüp dolaşıp, olması gerekenler olacaktır neticede. Bizim elimizden, en iyisini yapmaya çalışmak, saplantı yaratmadan dileyip feneri gökyüzüne salmak ve unutmak gelir ancak. Tabii ki her zaman sahip olduklarımızdan da daha iyisi vardır ve çoğu zaman daha iyisini yapabilmek elimizden gelir fakat elimizden gelmeyen bir noktada tıkanırsak, hazmetmeyi başarma erdemine sahip olup sadece  isteklerimizi özgür kılarsak özgürleşiriz. İsteklerimizi delicesine, elimizde, yumruklarımızı sıkarak tutarken, bu fikre şans bile vermeyiz belki de, çoğu zaman. Bu tarz isteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır. Bizim için en iyisi, ruha acı veren duygulardan arınılmasıdır. Bize acı veren isteklerimiz neler ise onlardan vazgeçebilmek belki de bizi huzura götürebilir. Derin bir nefes alın, boşalan nefesle beraber özgürleşmenin verdiği ferahlıkla, gülümseyerek bırakın. Let it go...

Read More

Daha iyi bir yer için...

"İnsanlar ne der!?" ya da "ya beni eleştirirlerse, anlamazlarsa, benim gördüklerimi göremezlerse, yanlış anlarlarsa, ya hayatta bale izlememiş, sanatla hiç ilgilenmemiş, ya hayatlarında futboldan başka spor bilmedilerse, ya art niyetli bakarlarsa, ya kadınları hep hakir gören bir kültürle beslendilerse, neye baktığının önemi olmaksızın her gördüğünde yalnızca bir şey görebiliyorsa, Ramazan da dahil hiçbir zaman, hiçbir zihinsel ve iradesel perhiz yapamadan hiçbir sosyal ortamda bulunmamışcasına daimi zavallı bir açlık içindeyse, annesinin/annelerin/ kadınların o kutsal değerini asla bilemediyse, kadınların da erkeklerden eksiksiz, aynı haklara sahip ve sadece insan olduklarını unutuyorlarsa?" Bu hapishanede yaşamanın nasıl bir esaret olabileceğini insan aklının bile alamayacağını düşünüyorum. Özellikle de ben de dahil, kadınlarımız bu kafesteler. Bu kafeste olmamak ne kadar elimizden gelebilir araştırıyorum aslında. Kaygılanıyor, endişeleniyor, stres altında kalıyoruz, adil olmayan bir şekilde ağır yargılanıyoruz. Tabi ki hepimiz farklı görüyor, farklı algılıyoruz. Çünkü farklı hayatlarda besleniyoruz. Bu dünya denilen koca diyarda, neyin karşınıza çıktığını seçemezsiniz, asıl önemli olan da o değil zaten ama bakışınızın güzelliğini ve açısını, dolayısıyla niyetinizi siz belirleyebilirsiniz. Kadınlarınızı kısıtlamak yerine gurur duyabilmeyi, sadece sizi seven kadının malınız olmaksızın sadece sizin olduğunu bilerek, özgüvenle taşıyabilecek kadar yürekli bir erkek olmayı deneyin. Lakin önemli olan, farklılıklarımızı saygıyla birlikte yaşayabilmek. Belki biraz daha ileri gideyim; insanlığın cinsiyet ayırt etmeksizin, doğal bir şekilde yaşanmasına alan bırakmak... Daha da ileri gideyim mi? Biraz da içten gelen centilmenlik olsa... Ancak o zaman bilinçli, adil ve çağdaş olabiliriz.

https://www.instagram.com/p/BVzKpGgBaG2/?taken-by=gulcinergul
Read More

13 Aralık 2014 Cumartesi

KIRIK BİR KALPLE, YAŞAMAKTAN ZEVK ALMANIN YOLLARI - Part II ( COME, JOIN ME!)



Gecenin tadına varıyorum. 
Daha önce yazdığım kırık bir kalple yaşamaktan zevk almanın yollarını yazmaya devam edeyim dedim. 


KOMEDİ
Kalp kırıkken aşk filmi ya da korku filmi izlemeyin, fantastik şeyler de çok tavsiye etmiyorlar fazla hayal alemine dalıyorsun, drama hiç değil... Kısaca hayatı komedi filmi izleyerek, komedi dizileri izleyerek, komedi gibi yaşayarak geçirmek zorundayız. Ciddiyete gelemediğim zamanlarım var. Sizin de yok mu? Bence bu yüzden işe gitmeyi sevmiyoruz ve pazartesileri elimizde olsa bu yüzden ertelerdik.

Benim önerilerim arasında Arkadaşım Hoşgeldin izlemek var. Bayılıyorum. Tolga Çevik'in oyunculuğu şahane! Hazırcevaplığına da bayılıyorum acaba gerçekten doğaçlama mı yoksa önceden replikler biliniyor mu merak ediyorum. 
Her neyse komik olan oyunculuğu... 

Friends olabilir. Asla modası geçmeyen bir dizi. 

Güldür Güldür de son zamanların favorilerinden.. 

Tabii komedi dizisi kanalları izlemek gerekiyor benim en çok güldüklerim bunlar. 


SPOR
Allah ne verdiyse! Parçalayacaksın kendini parçalayacaksııınnn! Spor yapacaksın! 
İnsanın kendisine olan saygısını geri kazanması gerek böyle durumlarda çünkü kırık kalp kendine küsmüş kalptir.
Spor için motivasyon müziklerimiz : 
JLo feat Iggy Azelia - Booty ( WORK your booty!!!!) 
Tray Songz feat Nikki Minaj - Bottoms up 

Sizin önerileriniz??? 


Alış veriş 
Kadınlar bu işi biliyor. Her kadının içgüdüsel bir alış veriş ile unutma eğilimi vardır. Kalp kırık ama hala güzel bir ayakkabıyla gülümseyebilir. 

Kendinize ne kadar değer verdiğinizi hatırlatın. Güzel bir ruj almak da bana iyi geliyor. Pahalı bir şey değil. En yakın MAC'e... 

GET READY FOR YOUR GLUE 
Kırık bir kalbin yapıştırıcısı her zaman değil belki ama çoğunlukla kıran aletin yerine yapıştıran bir alet koymak.. Bu kadar basit! 
Dünyanın sonu değil ya! Kıran kesici aletler de var yapıştırıcılar da. Asla hiç kırılmamış gibi olamayacak olsak da yapışabiliyoruz. Hazır olun. Next Time you will not do the same mistakes! Will u? 

Bebek sevin
En güzeli! Ya da kedi, köpek sevin. Yürüyüşe çıkın... 

Kek 
Mixerla oynamak bana hep rahatlatıcı gelmiştir; karıştırın karıştırın rahatlayın! Kek yapın! Blender'da muzlu süt yapın, smoothie yapın...

Kitap okuyun
You are not alone! Yaşadıklarınızı yaşayan insanlar sayısız! 

Gülüşünüzün değişmesine izin vermeyin!
Keep smiling! Aretha Franklin'in bir şarkısı var a rose is still a rose baby girl you're still a flower. 

Zamansızlaşın
Bunları yazarak Amerika'yı baştan keşfettiğimi sanmıyorum, ama kırık kalp bunları akıl edemez bir ruh durumuna girmiyor mu? Sanki tüm enerjiyi, obsesyonlara harcayıp repeatte döndürmekten başka bir şey yapmak istemiyormuş gibi olmuyor mu? Tüm zamanımı takılı kaldığım düğümün üstünde gidip gelerek harcayabilirim ama Allah'tan çok zamanım yok. Zamansızlaşın.


WE R ALL HUMAN.... 
WE DO BREAK... WE DO BEND... WE DO GIVE UP... WE FALL...
BUT WE WILL BE READY TO RISE AGAIN.


Sarıldım...

xxx

G










Read More

10 Aralık 2014 Çarşamba

18 Ekim 2014 Cumartesi

CAGED




Parlak ısıklar aydınlatmıyor peşimdeki gölgeleri
Özgürleşmeyen bir kuş gibi tutsak zihniyetler
Kelepçeli suçlu yenilikler, öğrenilmiş çaresizlikler
Kahpe düzene baş kaldıran yalnız melekler

Ha varmısım ha yokmusum 
Kime ne fark eder...
Ha korkmusum, ha yorulmusum
Bilmem ne fark eder...

Ne istersin hiçbir şey vermediğin birinden
Ne beklersin ki, inanmadığın mevcut gerçeklerden 
Ne umarsın yerin dibine çekip itenden
Daha ne beklersin ki...

Ne beklersin emek vermediğin birinden
Ne beklersin ki, varlıgına inanmadığın hazineden
Ne umarsın kanatları bağlı zavallı bir güvercinden
Daha ne beklersin ki..


18.11.2011 04.57
Read More

26 Nisan 2014 Cumartesi