7 Şubat 2011 Pazartesi

Siesta - Röportaj 6 şubat 2011

SİESTA GULCIN ROPORTAJI - 06.02.11

- Albüm çıkalı kısa bir zaman oldu fakat çok çabuk dile düştü 'Ara Ara' şarkısı. Neler söyleyeceksiniz?

GÜLÇİN: Çok mutlu oluyorum tabii ki. Bazen de, ciddiyetine varamıyorum.

- Albüm için kimlerle çalıştınız?

GÜLÇİN:  'Bravo' ve 'Yastıklara sarılıp yatar mıydın?' isimli şarkıların söz ve müziğini ben yaptım. 'Ara Ara' isimli şarkımı Deniz Erten ile beraber yaptık. Özgür Buldum'la tanışmadan önce rüyamda Özgür'ü gördüm. Çıkış parçamı yapmıştı, stüdyoda dinliyormuşuz, başarı yakalıyormuşuz güya. Komik olmamak için Özgür'e bundan bahsetmedim. Sen çok güzel bir şarkı yapmışsın, çok güzel olacakmış rüyamda gördüm dedim ve henüz yüz yüze tanışamamıştık. Ertesi gün telefonda bana şirketten Özgür'le çalışacağımı söylediler. Şoka girdim. 'Bravo' single'ımda emek veren Özgür isimli 3 kişi var. Bu durumu hala şaşkınlıkla anlatıyorum. Bu single'da beraber çalıştığım kişilerle bir araya gelmem bir tesadüf değil, spiritüel bir yanı olduğuna inanıyorum. Fotoğraflarımı Mehmet Turgut çekti. Çok eğlendik, sonra bilgisayar başında hep beraber albüm kapağı için fotoğraf seçimi yapmak için toplandık, bir türlü seçemedik. En sonunda Mehmet Turgut'un ekibinden Arda, '2 kapakla çıkalım?' dedi, bir sessizlik oldu. 'Tamam, olur' dedi herkes. Bu şekilde 2 farklı kapak tasarımı ile çıkmaya karar verdik ve kapaklar dışında içerikleri de farklı, içindeki posterler de farklı. Böylelikle dinleyici dilediğini satın alabilecek ama seçim yapmak benim için çok zor.

- Kariyerinize bir grupta başladınız fakat şimdi tek başınıza yolunuza devam ediyorsunuz. Bunun zorluğu oldu mu?

GÜLÇİN: Bir grupla başlamış olmanızın yaratmış olduğu bir etki oluyor. Ne kadar siz başka bir diyarda yaşasanız da, aradan 2 yıl geçse de... Ben yaşamış olduğum her şeyi yaşamam gerektiği için yaşıyorum. Belki çok kaderci bir yaklaşım ama bu böyle. O yüzden yaşadığım her şeyle ve herkesle barışığım, olduğu gibi kabul ediyorum.

- Albümle ilgili ne gibi tepkiler alıyorsunuz?

GÜLÇİN: Güzel tepkiler alıyoruz. Maşallah çok da bahsetmek istemiyorum aslında ama kısaca TTNet Müzik'te en çok dinlenilen şarkılar arasında ikinci sıradaymışım. İlk sipariş edilen CD'ler, müzik marketlere geldikleri gibi bir günde sahiplerini bulmuş. İlgiye çok teşekkür ederim.

- Grup üyesi iken daha çok 'çıtır kız' imajı hakimdi. Fakat yeni albümde görüntünüze daha seksi bir hava kattınız. Sevenleriniz bu imaj değişikliğini nasıl karşıladı?

GÜLÇİN: Grupla beraber ilk klibimiz 2005'te çıkmıştı, şimdi 2011'deyiz. 6 sene geçmiş. Yani doğal olarak içimden ne gelirse, yaşım ve şarkılar ne gerektirirse doğallığıyla onu giyiyorum.

- Eski grup arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz? Albümünüz çıkınca sizi aradılar mı?

GÜLÇİN: İki senedir iletişimde değiliz ama hepimize başarılar diliyorum.

- Eski grubunuzdaki arkadaşlarınızı yarı yolda bıraktığınız söylendi. Bunun için neler söyleyeceksiniz?

GÜLÇİN: Yarı yolda bırakmak söz konusu değil. Ben Hepsi grubunun 4 kişilik halinin olabildiğince uzun sürmesi için elimden geleni yaptım. Ani kararlar veren fevri biri değilim, zaten belli oluyordur. En nihayetinde bir gruptan ayrılan ilk insan ben değilim. Dünyadaki örneklere bakarsak, upuzun bir liste çıkarabiliriz. Mesela, Justin Timberlake, Gwen Stefani, Beyonce, Sting, Michael Jakson, Robbie Williams, Cheryl Cole gibi kişileri sevmiyor muyuz? Tüm dünya çok seviyor. Eğer Justin gruptan ayrılmasaydı o şarkıları dinlemeyecektik. Bu organik bir geçiş. Ayrıca tek iş yapmak için gruptan ayrılmak da gerekmiyor.

- Müzik kariyerinizde tek başına olma fikri hep aklınızda olan bir şey miydi?

GÜLÇİN: Bu yönde bir hırsım ya da bir ön hazırlığım olmadı ama böyle bir olasılığının güçlü olduğunu hissediyordum.

- Ne kadar zamandır şarkı sözü yazıyorsunuz?

GÜLÇİN: Ortaokuldan beri yazıyorum. Aslında 6. sınıftayken piyanoyla ablama bir beste yapmıştım sözleri de oldukça komik ama hiç bir kaydı yok.

- Sahne şovları için hem şarkı söyleyen hem de dans eğitimi olan az sanatçı var. Bunun ne gibi artıları olduğunu düşünüyorsunuz?

GÜLÇİN: Farklı disiplinleri birleştirebilmek, seyircinizin sadece dinleyici değil de aynı zamanda izleyici olmasını sağlayabilir.

- Klibiniz için dünyaca ünlü koreograf David Hernandez ile çalıştınız. Klibin Kylie Minogue esintileri taşıdığını düşünenler var. Sizce böyle bir durum var mı?

GÜLÇİN: Ben David'i çok önceden tanıyorum. Hayatımda çok sayıda koreografla çalıştım ama şarkılarıma uyumlu olabilecek bir hareket kalitesi var. Fizikaliteleri kullanışı ve müzikalitesi, mükemmeliyetçi olması benim onu seçmemin nedeni. Benim asıl eğitimim dans üzerine olduğu için David'den isteklerim benim tarzımın özel olması yönündeydi. Bu konudaki tarz karışımı informasyonlarını da ben ona verdim. Örneği yok, aynı dili konuşarak karar verdik uyguladık.

- Duygusal biri misiniz?

GÜLÇİN: Çoook... En uçlardayım.

- Aşk sizin için ne anlam ifade ediyor? Aşkın bir tanımını yapabilir misiniz?

GÜLÇİN: Aşk şu anda işime duyduğum, hayatın anlamıdır.

- Hayatınızı paylaşacağınız kişi nasıl biri olmalı ve sizi kısıtlamasına izin verir misiniz?

GÜLÇİN: Beni kısıtlamaya kalkacak karakterde biri benim erkek arkadaşım olamaz ki, hayatımı paylaşsın! Bu böyle. Anlayışlı, akılcı, ruhsal anlamda olgun biri olmalı. Ama bu liste uzar o yüzden öyle birini bulmak gibi bir arayışım yok.

- Sevgiliniz yok yani?

GÜLÇİN: Hayır, yok.

 - Evliliğe bakış açınız nasıl?

GÜLÇİN: Şu andaki bakış açımdan görünmüyor. (Gülüyor)

 - Ekranda görünen Gülçin'in haricinde kendinizi nasıl tanımlarsınız?

GÜLÇİN: Şimdiye dek gruba uyumlu bir Gülçin kısmen tanındı. Şimdi ilk kez kendimi ifade ediyorum ama aslında yine kısmen tanınabiliyorum. Kendimi bu kadar tanımlayayım.


BİTKİLERİMİ ÇOK SEVİYORUM
Çiçeklerimi, bitkilerimi seviyorum Yoga yapıyorum. Son zamanlarda ilk kez sıkıştırılmış özel salsa dersi aldım. Duble dönüşlerle hızlı bir giriş yaptım galiba, çok zevkli. Yazıyorum, kitap okumaya bayılırım. Nintendo oynamayı seviyorum. Daha fazla üretmekle ilgili birçok şey yapıyorum. Son dönemde düzenli devam etmedim ama vokal egzersizleri yapıyoruz, caz standartlarından bazı şarkılar da çalışıyoruz..

AĞLAYARAK YAZDIĞIM ŞARKILARIM VAR
Şarkı yazarken yaşadıklarımdan yola çıkıyorum. İnsanlara yalnız olmadıklarını hissettirmek istiyorum. 'Yastıklara sarılıp yatar mıydın?' ağlayarak yazdığım bir şarkı. Trajikomik gerçeklerden bahsediyor, belki de o şarkıda geçen soruların tümü hepimizin hayatında var.

Röportaj: Abdullah MALKOÇ - AKŞAM GAZETESİ SİESTA EKİ
Read More

16 Aralık 2010 Perşembe

SOKAK KEDİLERİ İÇİN KEDİ BARINAKLARI YAPMAK :)





Sokak hayvanlarına sokak barınakları yapmakla ilgili bir video izledim.  ( bkz: http://www.youtube.com/watch?v=Ohb8MYDpBgg  ) oldukça eğlenceli görünüyordu. Ben büyük bir kedisever olarak "bu güzel yardımı yapmazsam yerimde duramam" dedim. Hep bir kedi çetesi görüyorum ; hep beraber yan yana oturup güzel güzel geçiniyorlar , fakat her iklim değişikliğinde izledikleri davranış biçimi aynı oluyor. Çok komikler. Hatta bu durumun fotograflarını çekiyorum. Biri ne yaparsa diğerleri sanırım onu taklit ediyor. Kedi, ki kişiliği olan , kendi fikri olan, asil bir canlıdır, sanırım içgüdüsel sıcak sevme durumu ve ihtiyacı vs. aynı patikayı yürütüyor. Da Vinci'nin de dediği gibi ağacın dalları yanındaki dallara benzer ya, öyle bir şey herhalde. Neyse , bizim kediler nerede sıcak bir obje onun üstüne tünerler, nerede kuytu orada ferahlarlar derken , yağmurlu günlerde içimi sızlatırlar. Ben de hep pencereden öyle bakıp üzülürüm. Bu videoyu izlediğimde , "işte elime yardım etmek için bir fırsat geçti!" diye düşündüm! Sanki küçük kedicikler "Allah'ım çok soğuk, keşke içine girebileceğimiz bir yuva olsa" dediler, sonra bir kaç yeryüzü meleği insan bu videoyu yaptı ve işte bana ve arkadaşlarıma "bunu yapın, kediciklerin buna ihtiyacı var" diye bu videoyu bizlere ulaştırdı. Böylece üşüyen kediler mutlu olacaklardı. Bir-iki kedi belgeseli dvd'm var benim; kedilerin her şartta yaşayabildiklerini, soyu tükenmeyen dayanıklı hayvanlar olduklarını biliyorum. Ama kar soğuğunda ölmemeleri, eziyet çekmedikleri anlamına gelmiyor.

Konservatuvardan arkadaşlarım orçun ve melis (tıfıl) de kedi evi yapmıştı. Çok şeker evler yapmışlar. Orçun da beni teşvik etti malzemeleri bulmanın çok kolay olması konusunda , tek endişem buydu çünkü.

Videoyu bir kaç kez izledikten sonra, bir yapı marketten pembe strafor vs. malzemeleri babam bana getirdi. Su geçirmemesi için herşeyi yaptım. içini görebilmek için içeriye ayna koydum, ışıklandırdım içini görebilmek için, straforun dışını estetik olması için hediye kağıdı ile kapladıktan sonra su geçirmemesi için yine jelatinle kapladım, bantlarım zaten su geçirmeyen en dayanıklı bantlar.İnanın ki, bu kadar eğlenceli bir hobby yok !!! Daha "2008'de" yazdığım benim dünyam isimli yazımı okuyanlar bilirler. Ben , dünyaya yararlı insanlar olmamız gerektiğini düşünüyorum. Dünya bize neler veriyorsa, biz de ona karşılığını verebilmeliyiz,bu bir teşekkürdür. Biz aldığımız oksijenin karşılığını bir çiçek gibi geri verebiliyor muyuz, yoksa sadece dünyadan götürüyor muyuz? Bazı insanlar biliyorum, sadece çevrelerine her anlamda zarar veriyorlar, bunun kimseye yararı yok. Dünyaya yararlı biri olmak hem sizi iyi hissettirecek, hem de bana inanın ki, bu tutumunuzun karşılığını alacaksınız :)

Bugün bu güzel paylaşımı GEFC'ye taşımaya karar verdim, hemen Dilek'e GEFC'de herkesi kedi evi yapmaya davet etmek istediğimi söyledim. Böylelikle daha çok kedi evimiz olacaktı. Mısır'da bile kutsal görülen bu asil canlı, bir insan dosttan çok daha vefakar, çok daha sadık , kişilikli ve dürüst olacaktır. Onlara iyi bakın, onlar kimi insanlardan daha çok yaşamayı hak ediyor. GEFC'de kedi barınağı yaptığı iddia edenlerin sayısı inkar edilemezdi fakat fotograf yollayarak kantılayan 3 kişi oldu. Beni gururlandırmanızı dilemiştim, GEFC'den bu yardım elini isterken. Biraz daha gururlanmak isterdim :P
Kedi barınağı yapmasınız dahi, kedilere ve tüm hayvanlara gerçek bir insan olarak, hayvanlar kadar olgun davranacağınıza, onları sevmeyi bileceğinize inanmak istiyorum.


Salt sevgimle...

GE




Read More

8 Aralık 2010 Çarşamba

7 Aralık 2010 Salı